Yağmalanır da, bağlanır kerpiç evler penceresi lügatıma, bir dize küslükten gelir de kurulur cümle başında:

  • Karın tokluğuna çalışır manolya ağaçları, yaşamak sevincini uyandırmak için açardı. Gelişine acıkan gözlerim soluksuz uykuya daldı, manolyalar mevsiminde.

 

Sürgünleri çekiyor penceremin canı da; ancak can verebiliyorum ekmek kırıntılarıyla, göçmen kuşlarına:

  • Sevda bir dindi, tövbe etmek gibi duruyordu artık gitmek serden. Gitmek, olduğum yere sünmek; gitmek, kendi ellerimle gözlerimi güzel iklimlerden mahrum etmek, sürgüleyerek.

 

Soldu pencerem küser gibi, güne ve gelene. Hangi devirdi benim soluyarak yutkunduğum, sen hangi devire soluyarak veriyordun beni; açıldığı gökyüzüne burkulan penceremde:

  • İmrenirim, hayalimde bir toydum; bilmezdim dört nala yarayla koşulur düşlerin gerçeğine.

 

Ruhun dillenip, bir ağıda   dönüşmesi; kör pencere:

  • Çekildi sineye, son perde.

 

/hemdem pencere/

Ezgi Tek/13.12.2016

(Yazı içinde kullanılan bütün görseller Ezgi Tek’e aittir. İzinsiz kullanılamaz.)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.