Buradan, bir asır önceymiş gibi görünen zaman dilimine ait kahramanlarımız, 60’ların lirik perileri, değip geçtikleri yılların gerisindeki hikâyelerden beslenen, kırıklıkların ince ince işlendiği, gençlik esintili, “aşk” kokulu parçalar bıraktı.

Onlar kim miydi? Mary ve Betty Weis kardeşlerle Marge ve Mary Ann Ganser ikizleri. İsimlerini onlar henüz 15- 16 yaşında iken duyduk; hem de sanatın cilvesine cilve katan dertler, 60’lardan payını bohemlik ve melankoliden alırken… Elbette o dönemin en belirgin özelliği dünyayla iletişim kurabilmekti bunu da en güçlü şekilde müzik başaracaktı. Durum böyle olunca söylenenler de evrensel ve kişisel olarak iki gruba ayrıldı. Kızların yazdıkları yalnız onların yaşamlarından beslendi. Onlar tükettikçe üretiyor, gençliğin karanlık bir yanına ışık oluyorlardı. Shangri-Las, Leader Of The Pack ve Remember (Walkin in The Sand) hitleriyle anılsa da annelerinin ölümünün üzerine kaydettikleri  I can never go home anymore birçok dinleyeni aile dediğimiz sınırsız alanın, o ıssız çölüne sürükler. Eser, dramatik bir aşk hikâyesini de çöl tablosunun içine yumuşak geçişli tonlarla yedirmeyi bilir ve belki onca şarkı onca satış rekorları arasından, kızların da özünde temsil ettiği en iyi şarkı olacaktır zannımca.

Neşeliymiş gibi gelen parçaların uzun monologlarına gizledikleri hüzün ve birbirinden farklı sound’lar ile dönüşleri keskin bir yol çiziyor Shangri-Las. Öylesine uzun ve işaretli bir yol ki o zamanların punk rock’ından caza uzanan geniş akım yelpazesinden çok kişiye ilham kaynağı olabilmişler. 70‘lerin ortasında yıldızı parlayan punk rock grubu New York Dolls kızlara ait pek çok şarkıyı coverlamış. Bette Midler’den, 80’lerin önemli jazz ismi Joe Jackson’a, Ryan Adams’ tan Amy Winehouse ‘a değin bir yol. Hatta Amy, bir Back To Black performansı sonrasında Remember (Walkin in The Sand)’in sözlerinden ne kadar etkilendiğinden bahseder.

Okulun soğuk mermer merdivenlerinden şöhret basamaklarına zıplayan kızlar uzun bir dönem boyunca ortadan kaybolur. Belki de kendi hayatları içinde savruluyorlardır. Mary Weiss önce New York’a ardından San Francisco’ya taşındıktan sonra New York’a tekrar dönerek iç mimarlık firmasında çalışmaya başlıyor. Betty Weiss, evlenip çocuk sahibi olunca elini eteğini çekiyor. Mary Ann Ganser, henüz 22 yaşında bir virüs yüzünden göçüp gidiyor. Kız kardeşi Marge Ganser için de başka bir kader mümkün olmamış. 48 yaşında kanserden hayatını kaybeden Ganser dünyaya küçük parmaklarıyla kocaman dokunabilenlerden yalnızca biri. Toplam 3 stüdyo albümü, 9 derleme albüm farklı versiyonların kaydedildiği 26 single’a imze atan The Shangri- Las kurşun kalemle atılmış bir başlık misali…