Fotoğraf,  Fransa kırsalında yaşayan varlıklı bir burjuva ve aynı zamanda bir mücid olan Niepce’nin hayatını bu uğurda harcaması sonucu ortaya çıktı. Niepce, tüm yaşamını ve servetini fotoğraf uğruna harcamasına rağmen fotoğrafın yaygınlaştığını göremeden hayata veda etti. Ölümünden sonra ise buluş (tüm teknik ve kimyasal verileriyle)oğlu tarafından, bir yatırımcı olan Daguerre’e satıldı. Daguerre de “Dagerotip” adı ile buluşu önce Fransa’ya ve ardından tüm dünyaya yaydı.

 

Fotoğrafın büyük yükselişi, onun toplumsal durumların hemen hemen hepsine uyumlanabilirliği özelliğinden gelmektedir. Fotoğrafın bu her konuda hayata değebilme özelliği, herkesin onu merak etmesine, faydalanmasına, onunla yapılan işlerin çeşitliliğine, kullanım alanlarında kalitenin artmasına ve bunun paralelinde vazgeçilememesine neden oldu.

Fotoğrafın ilk çağı aslında vatanı Fransa ile benzerlik taşımaktaydı. O zamanlar fotoğrafın icadı resim ve heykel gibi plastik sanatlar ile aynı köke dayanmaktaydı. O kök ise insanoğlunun varoluşundan beri kişileri ve anları kaydetme çabası idi. Bu çaba sanat ve zanaat ikilisinin varoluş sebeplerinden birisidir.

Felix Nadar
                    Felix Nadar

 

Fotoğrafın icat edildiği yıllara dönecek olursak özellikle Fransa’da resmin çok güçlü olduğunu görebiliriz. Rönesans sonrası sanayileşen ve güçlenmiş bir burjuva sınıfının olduğu bir ülkeyle başlıyor serüven. Dönemin burjuvaları için portrelerinin çizilmesi bir prestij simgesiydi. Burjuvaların bu merakı  ressamlar için temel gelir kaynağıydı. Ressamlar portre çizerek geçimlerini sağlıyorlardı bu noktada zanaat ve sanat iç içe giriyordu. Tamamlanması haftalar, aylar süren dev portrelerden cepte taşınabilen küçük portrelere kadar geniş bir yelpaze vardı.

Resmin toplumla bu şekilde etkileştiği noktada icat edilen fotoğraf, ciddi karmaşaları da beraberinde getirdi o yıllarda. Fotoğraf sıradan insanlar için resmin yerini alıyordu. Ressamın portreyi ne kadar gerçekçi çizebildiği temel kıstas iken, her şeyi olduğu gibi gösterebilen objektifler tartışılmaz bir üstünlük sağlamışlardı. Fotoğraf çok kısa zamanda portre ağırlıklı olmak üzere yaygınlaşmaya başladı dönemin Fransa’sında , Paris sokaklarında fotoğraf stüdyoları boy göstermeye başladı. Fotoğraf çekmesini ve dönemin karanlık oda tekniklerini öğrenmek portre çizmeyi öğrenmekten çok daha kolaydı. Çoğu ressam için zor günler kapıdaydı, bir kısmı fotoğrafçılığa kaymayı tercih etti. Fakat elbette fotoğrafın ortaya çıkışı hiçbir zaman resim sanatını bitirmeye neden olmadı , aksine resim sanatını yeni bir yön bulmaya iterek, neticesinde soyut resmin ortaya çıkmasının sebeplerinden birisi oldu.

Ancak fotoğrafın yenilikleri zaman içinde kendi kendini de bir çıkmaza sokmaya başladı. Gün geçtikçe fotoğraf makinelerine insanların ulaşabilme imkanı arttı.

İlk yıllarda kullanılan dagerotipler ıslak levha yöntemi ile çalışıyordu. Fotoğraf çekilmeden ıslak haldeki levhalar karanlık odada makineye yerleştiriliyor sonrasında çekimden hemen sonra makineden yine karanlık odada çıkartılıyor, levhadaki görüntünün fotoğrafa dönüşmesi çok zaman ve emek istiyordu. Teknolojinin gelişmesi ve makinelere ulaşabilmenin kolaylaşması ile insanlar artık kendi fotoğraflarını kendileri çekmeye başladılar.

Artık fotoğraf sadece portre ile sınırlı kalmaktan çok uzaktaydı.

Fotoğraf için ikinci çağ aslında böylece doğdu.’’Fotojurnalizm’’

Basın fotoğrafçılığı olarak adlandırabileceğimiz fotojurnalizmin ortaya çıkışı ve şekillenmesi  bu kez başka bir ülkede, Almanya’da gerçekleşti. 1. Dünya Savaşı sırasında şiddetli sansüre maruz kalan Alman basını savaş sonrası dönemde yükselişe geçti. Bu dönemde Almanya’da büyük dergiler ortaya çıktı, bu dergilerden en büyükleri Berliner Illustrirte ve Munchner Illustrierte Presse idi. Bu dergiler iki milyon tiraja sahiptiler.Çok önemli foto muhabirleri yetişti , bunlardan biri daha sonra Amerika’ya gidecek ve orada dünyanın en prestijli fotoğraf ajansını kuracak olan Robert Capa idi.

Robert Capa
                    Robert Capa

Almanya’da Hitler iktidara gelip basın tekrar karartıldığında birçok isim yurtdışına kaçtı ve fotojurnalizmin yeni merkezi  ABD haline gelmeye başladı. Robert Capa 3 arkadaşıyla birlikte Magnum ajansını kurdu, 1936’da birçok ülkede taklit edilecek ve dergicilik tarihinde çok önemli bir yere sahip olacak olan Life dergisi kuruldu. Geçtiğimiz yüzyılın 2.yarısı fotojurnalizmin altın çağlarıydı.

İcat edildiğinden beri büyük değişimlere uğrayan fotoğraf değişmeye devam etmekte… Dijital fotoğrafın yakın zaman önce ortaya çıkmış olması ve bununla birlikte internet vasıtasıyla görüntünün anında iletilebilmesi fotojurnalizmde birçok şeyi değiştirdi. Günümüzde basın fotoğrafçılığı konusu olabilecek bir olay gerçekleştiğinde, çoğu zaman foto muhabirleri oraya varmadan görüntüler basın kuruluşlarına ulaşabiliyor. Fakat olay yerinden gelen görüntüler ne kadar haber değeri taşısalar da gerçek anlamda görselin beyin üzerindeki gücünü gösterebilmesi için vurucu ve etkileyici fotoğraflar çekmek hala foto muhabirlerine düşüyor.

Öte yandan yeni fotoğraf türleri de oluşmaya başladı: kurgu fotoğraf, manüpile edilmiş fotoğraflar gibi…

Sosyolojik ve teknolojik olarak her ne değişirse değişsin fotoğraf asıl gücünü insan beyninin görsele verdiği tepkiden alır.

İyi bir görsel, sayfalarca yazının veremediği hissi kısacık bir an içinde verebilir.

Ve fotoğraf bu etkisini farklı şekillere bürünerek, her zaman devam ettirecektir…

 

 İz ÜSTÜN